Bugün: 22 Kasım 2017 Çarşamba
Favorilerime Ekle | Künye | Reklam
Ana Sayfa | Yazarlar
Print Al
Niçin Kalbe Endeksli Yönetim?



Gelişmenin temeli rekabet. Rekabet, tam rekabet gerçekten çok güzel bir şey. Rekabetten güzel şeyler doğuyor. Dünya markası olmak, bir dünya şirketi olmak, kalitede, tasarımda, üretimde, verimlilikte uluslararası başarı ve ödül almak isteyen şirketlerimize, oluşturduğumuz iş yönetimindeki işte Kalbe Endeksli Şirketleri başarıya götüren anlayış ve unsurlar...

• Öncü, örnek ve hizmetkâr bir liderin sevgi, şefkat ve güven dolu kanatları altında
• Öğrenmenin tersinin “ölüm” olduğunun bilincinde; ama bilgide seçiciliği ve devamlılığa inanan
• Değişime açık; yenilikçiliği ve sürekli gelişmeyi esas alan
• Misyon, vizyon ve temel değerlerin içtenlikle paylaşıldığı
• İnsan tabiatina uygun, neş’eli ve coşku dolu atmosferiyle klâsik yönetim anlayışının ve departmanlar arası duvarların yıkıldığı
• Birbirini seven, güvenen, yardımlaşan ve kollayan çalışanların oluşturduğu takımlarla; enerjinin sinerjiye dönüştürüldüğü.
• Heves ve şevkin asla kırılmadığı
• Herkesin hiç bir engelle karşılaşmadan rahatça konuşabildiği
• Çalışanların, iç müşteri anlayışı ile, bir defada eksiksiz hizmet sunarak müşterinin hayran bırakıldığı
• Mal veya hizmet satmanın, onu satın alanlarla ilişkinin sonu değil başlangıcı kabul edildiği
• Bütün ilgilileri (devlet, toplum, çevre, hissedar, bayi, tedarikçi, yönetici ve çalışan) memnun ve mest edildiği
• Bütün faaliyetlerinde daima kalbe endeksli bir gönül birliğidir..

KEY (Kalbe Endeksli Yönetim) anlayışı çerçevesinde farklı modüller halinde gerçekleşen gelişim atölyesi programları ile bu kültürün inşaasına katkı sağlıyor.

İnsan tabiatına uygun bir yönetim kültürünün oluşmasına katkıda bulunmayı amaç edinen “Kalbe Endeksli Yönetim” modelinde, çalışanlar müşteriye karşı dürüstlük, yenilikçilik ve samimiyet duyguları çerçevesinde hizmet vermekte, iç müşteri konumundaki çalışanlar da öğrenme, bilgi paylaşımı ve mükemmelliğe ulaşmayı ortak değer olarak benimsemekteler.

Kapalı kapılar ardında, alacağı – borcu bilinmeyen, çözüm ortakları ile sır ilişkilere dayanan şirketleri gerçekten zor günler bekliyor.

Çalışanlar artık, şirketin niçin var olduğunu ve ne yapmak istediğini bilmek hakkına sahip olduğunu düşünüyor; çalıştığı şirketin topluma, çevreye, gençliğe, eğitime ve kültüre ne tür katkısı olduğunu da görmek istiyor. Ahlaki, kanuni ve hukuki bakımlardan şirketin tutumunu; çeşitli kültür, anlayış ve insanlara şirketin bakış açısının ne olduğunu bilmek istiyor.

Özellikle kalbe endeksli şirketlerde çalışanlar, yöneticilerin daha çok şeffaf olmalarını bekliyor. Söyleyerek değil yaptıklarıyla örnek olan yöneticiler, sadeliğe ve tabiiliğe dikkat ettikleri ölçüde samimiyet ve yakınlık kurabiliyor ve şeffaf olabiliyorlar.

Çalışanlarda da şeffaflık aranan unsur oldu. Kendi ile dalga geçebilen, itirafta bulunabilen ve hatalarından ders alabilen yani şeffaf olabilen çalışan seviliyor ve aranıyor. Özellikle, karşısındakini anlamak ve farklı görüşlere açık olmak ve başarılı bir takım üyesi olmak için bu gerekli.

Kalbe Endeksli Yönetim’ in bir şirkete sağladığı en önemli kazanç, bir futbol takımında olduğu gibi herkesin sonuçtan sorumluluk duyması. Herkes iyi ve kaliteli üretmek ve maliyeti düşürmek sorumluluğunu duyuyor.

Çalışanlar “size güveniyorum, size değer veriyorum, muhatap alıyorum ve sizinle bu yolculukta beraberim” mesajını liderlerinden bir şekilde duymayı bekliyor.

Bir şirkette yönetici ve çalışanların şirkete sadakatleri büyük önem taşıyor. Öz saygı, öz güven ve öz inanca sahip olanlar ancak sorumluluk duyuyor. Sorumluluk sahibi insanlar da şirket için inisiyatif kullanabiliyor. Yöneticilerin hem şirket, hem çalışan hem de müşterilerin hak ve menfaatlerini korumada adaletli davranması ise hayati önem taşıyor. Adaletli olanlar ancak sadakatli olabiliyor. Bütün bunların hepsi için olmazsa olmaz şart; Kalbe Endeksli Yönetim.

Kalbe Endeksli Yönetim’e dikkat edilmeyen şirketlerde yönetici ve çalışanların vizyonu ile şirket vizyonu farklılık gösteriyor. Misyon ve vizyon paylaşılamıyor. Her yöneticinin karakteristik özelliklerine göre bir şirket kültürü oluşuyor.

Yönetici, gücünü mevkiinden, koltuğundan almadığı takdirde kişisel olarak insanları etkileme imkânına sahip olup karşısındaki dinleyebiliyor, insanların kalıbını değil kalbini esas alıyor, çalışanlarına inisiyatif tanıyor, yetki ve sorumlulukla güçlendiriyor onları.

Kalbe Endeksli Yönetim’i uygulayan şirketlerde inkâr yok, itiraf var; korkaklık ve acelecilik yok cesaret ve sabırlı olmak var; tembellik, mazeret üretmek, rol kesmek yok; çalışkanlık, çözüm üretmek ve samimiyet var.

İnsanlar bir arada olmaktan keyif aldığı ve eğlendiği kişilerle iş yapmayı tercih ediyor. Bu ise açık ve net olmayı gerektiriyor.

Başarılı şirketlerin gerçekten misyon, vizyon ve stratejileri çok açık. Fakat diğer şirketler aynı şekilde bu şirketleri taklit edemiyor. Çünkü sadece bir hususta taklit etmek (fiyatta, kalitede, çeşitte, vb.) yetmiyor. Bu bir sistem, bir kültür. Reklamdaki gibi; “anlayış farklı, kültür farklı, felsefe farklı...”

Bazı yönetim uzmanları satışta en önemli unsur “karşınızdakine kendimizi sevdirmek” diyor. Bunun için de şeffaflık şart.

Bir şirkette Kalbe Endeksli Yönetim kültürünün oluşması için öncelikle o şirkette çalışanların birbirlerine olumlu bir bakış açısına sahip olmaları gerekiyor. Hiç kimse birbirine “sen bu şirkete bir yüksün! Bu da nereden geldi! Ne iş yapıyor ki? Bu işten o anlamaz ki.” gibi bir kanaatte bulunmamalı. Daha sonra çalışanların birbirleri ile ilgili olmaları gerekiyor. Çalışanlar ve yöneticilerin birbirlerini tanıma, güvenme, inanma, paylaşma ve sevmeleri ile bir şeffaflık kültürü o şirkete yerleşiyor.

Çünkü bir şirkette yönetici ve çalışanlardan kimin daha önemli olduğunu hiç kimse bilemiyor. Çünkü her iş bütünün bir parçası olup, en az diğerleri kadar önemli. Zincirin gücü en zayıf halkasının gücü kadardır, öyle değil mi?

Son elli yıl biz onları sadece matematik ve mantık zekâsı ile değerlendirilmiş olsak da müşteri, çalışan ve yönetici –yani her insan- kendini özel hissetmek istiyor. Çünkü onlar birer duygusal varlık. İşte bu duygusal varlık ancak Kalbe Endeksli Yönetim kültüründe memnun, mutlu ve mest olabiliyor.

Kalbe Endeksli Yönetim’e sadakatle bağlı müşteri, çalışan ve yöneticiler ne talihli insanlardır…

Ne dersiniz? Sizce öyle değil mi?


M. Emin Öztürk ile iletişim kurmak için e-mail adresi: mehmeteminozturk.tr@gmail.com
Yazarın Diğer Yazıları
Ortak akıl’la hareket edin, kiralık akıl’la değil…
Marka kentiniz olsun, 1 milyar dolar borcun olsun
Sürdürülebilir başarı için…
Niçin 2015 Altın Bir Yıl?...
Kurum kültürü “marka”yı sabah kahvaltısı olarakyer
Takım anlayışının geliştirilmesi
Drucker’a göre üç tür ekip…
Ekipçilik
Takım; sözün hedefi ve özetidir
Sıradanlıktan Kurtulmak
<<  1 | 2 | >> 
İktibas Yazarlar

İnsan Kaynakları
Şirket Kültürü
Kişisel Gelişim
Liderlik
İş Yönetimi
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Künye | Bize Ulaşın | Gizlilik İlkeleri
Copyright ©2012 yonetimhaber.com | | info@yonetimhaber.com
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz © 2011-2012, Tüm Hakları Saklıdır.