Bugün: 20 Ağustos 2017 Pazar
Favorilerime Ekle | Künye | Reklam
Ana Sayfa | Yazarlar
Print Al
Kral öldü, yaşasın yeni kral!



Sanayi çağının başlarında, insanlığın hayatı kolaylaştırcı her türlü mal ve hizmete acilen ihtiyaç duyduğu günleri düşündüm. Bu ihtiyaçlar o zamanlar daha belirgindi. Ve onların neler olduğunu kestirebilmek daha kolaydı. Teknik açıdan beceri sahibi olan kişiler bu ihtiyaçları karşılayacak buluşlardan bazılarını gerçekleştirince, hemen üretime başlar ve yok satarlardı. Önemli olan ihtiyacın karşılanmasıydı. Müşterinin düşüncesi ve istekleri pek dikkate alınmazdı. Zaten buluşları gerçekleştiren kişilerle yani arz cephesinin kralları ile, talep cephesinin dağınık ve organize olmamış insanları arasında kültürel açıdan da o zamanın kralları lehine büyük bir üstünlük farkı vardı.

İşte o günlerde, mesela otomobilin seri üretiminin babalarından sayılan Henry Ford "T Modeli" Ford arabayı hiç bir problemle karşılaşmadan yıllar boyu satmıştı. (Biz bu macerayı ancak 1950'li 60'lı yıllarda, belki de 60-70 yıl sonra yaşadık).

Hatta uzun bir seyehatten dönüşte oğlu ve diğer çalışma arkadaşlarının o arada dizayn edip ürettikleri yeni bir model sürpriz olarak kendisine sunulduğunda, yepyeni bir arabayı tekmelediği ve kendi dizaynı olan "T Modeli"ni yıllar boyu üretmeye devam ettiği bilinir.

Uzun yıllar boyunca yaşanan değişim süreci üreticilerin krallık tacını alarak "Müşteri"nin başına koyuverdi. İşte bu "Taç" değiştirme sürecinde iş dünyasının birçok alışkanlıklarını ve iş yapma tarzlarını sorgulaması gerekti.

Çünkü artık krallık elden gitmiş ve herkes yeni krala boyun eğmek ve onun emirlerini iyi algılayıp harfiyyen yerine getirmek zorunluluğunu hissetmeye başlamıştı.

O zaman; bu değişik yapılı, önündeki çok çeşitli alternatifler yüzünden zor beğenen, her gün fikir değiştiren, nereden eseceği, nereden yağacağı belli olmayan, dünyanın öbür ucundaki tebasının ne ürettiğinden anında haberdar olan yeni kralın arzularını; bir kişinin anlayıp yerine getirmesinin imkânsızlığı anlaşılınca, büyük bir şevk ve heyecanla hazırlayıp, önüne konulan bir ürünü ya da teklifi tekmeleyen değil, insanların bu tür çabalarını nasıl artırabilirim diyen bir yönetici tipinin gereği ortaya çıktı. İşte buna "liderlik" deniyor. Ve bu kavram, rekabetle başetmek isteyen şirketlerin üzerinde en fazla durdukları konuların başında yer alıyor.

Liderleriniz bol olsun!

İyi haftalar.


Resul İzmirli ile iletişim kurmak için e-mail adresi: resul.izmirli@yeniyuzyil.edu.tr
Yazarın Diğer Yazıları
Siz hiç “İş lideri” gördünüz mü?
‘Teknoloji’ tamam da,ne kadar?
Sus bakiiim, uslu ol!
Potansiyel enerjiyi kullanmak
“Şirket erozyonu” nasıl önlenir?
Sıcak başıma vurmuştur!
Güreşin de tadı kaçtı!
Yalınayaklar Hareketi
Bilmem anlatabildim mi?
Rüzgâr Anadolu’dan esiyor
<<  1 | 2 | >> 
İktibas Yazarlar

İnsan Kaynakları
Şirket Kültürü
Kişisel Gelişim
Liderlik
İş Yönetimi
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Künye | Bize Ulaşın | Gizlilik İlkeleri
Copyright ©2012 yonetimhaber.com | | info@yonetimhaber.com
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz © 2011-2012, Tüm Hakları Saklıdır.