Bugün: 28 Eylül 2020 Pazartesi
Favorilerime Ekle | Künye | Reklam
Ana Sayfa | Yazarlar
Print Al
Kayseri Seyahati



2019’un 12-16 Aralık tarihlerinde Kayseri’ye dört günlük bir seyahatimiz oldu. Gördüklerimizi ve öğrendiklerimizi özetle derleyip aşağıda sizlerle paylaşmaya çalıştım. Şehrin eski ismi “imparator şehri” manasına “Kaysera” olarak anılmış, Türkler bu şehri fethedince de “Kayseri” ismini almıştır. Kayseri tarihine bakacak olursak; Anadolu’da ilk siyasî birliği kuran Hititler’den bu yana yerleşim merkezidir. Şehrin yakınlarında bulunan “Kültepe” ve “Karahöyük”te M.Ö. 15. asra ait Asur ve Hitit kitabe ve sanat eserleri bulunmuştur. Babil’iler, Asurlulardan sonra M.Ö. 6. asırda Persler bölgeyi istilâ etmişlerdir. M.Ö. 380 tarihlerinde Kayseri civarında Kapadokya Krallığı kurulmuştur. M.Ö. 1. asırda Roma İmparatorluğu Birliğine katılmış ve M.S. 17’de birlik dağılınca Roma İmparatorluğunun vilâyeti hâline gelmiştir. Hıristiyanlık yayılırken Kayseri bu dinin en büyük merkezlerinden biri olmuştur.
M.S. 6. asırda İmparator Justinianus, Kayseri’yi surlarla çevirmiş ve imar faaliyetlerinde bulunmuştur. Emevîler zamanında 690, 726, 729 ve 732’de İslâm orduları Halife Abdülmelik, Mesleme, Said ibni Hişam ve Süleyman ibni Hişam Kayseri’yi dört defa fethettiler. Türkler Kayseri’yi Malazgirt Zaferinden birkaç yıl önce ele geçirmişler, fakat tam olarak 1071 zaferinden sonra hâkimiyet kurmuşlardır. Birinci Süleyman Şah, Kayseri’yi Selçuklu sınırları içine almış, o tarihten bu yana Kayseri işgal ve istilâya maruz kalmamıştır. Selçuklular devrinde Kayseri, Konya’dan sonra ikinci başkent oldu. Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubât zamanında Kayseri Bizans devrini gerilerde bırakarak en parlak devrini yaşadı. Selçuklulardan sonra İlhanlılar bu bölgeye hâkim oldular.
On dördüncü asırda Emir Eretna İlhanlıların Anadolu genel valisi olarak Kayseri’ye geldi. İlhanlı İmparatorluğu yıkılınca Eratnaoğulları Beyliği kuruldu ve bu beyliğin Sivas’tan sonra ikinci başkentiydi. Eretnaoğulları’nın yerine geçen Kadı Burhaneddin’in hâkimiyeti uzun sürmedi. Şehir 1398’de Sultan Yıldırım Bâyezît tarafından fethedilip, Osmanlı Devleti’ne katıldı. Fakat dört sene sonra 1402’de Timur ile yapılan Ankara Savaşından sonra Kayseri’yi Karamanoğulları ele geçirdi. Bir müddet sonra Kayseri’yi Maraş’ta bulunan Dulkadiroğulları Türk Beyliğine bıraktı. Karamanoğulları, Kayseri’yi Dulkadiroğulları Türk Beyliğinden geri alınca, Sultan İkinci Murad Hân 1436’da Kayseri’yi yeniden alarak Dulkadiroğulları Beyliğine verdi. (İkinci Murâd’ın anası Dulkadiroğulları Beyi’nin kızı idi.) Bir müddet sonra Karamanoğulları Beyliği Kayseri’yi yeniden ele geçirdi. Yavuz Sultan Selim Han 1515’te Kayseri’yi Osmanlı Devleti’ne katınca Karaman (Konya) eyâletinin (beylerbeyliğinin) yedi sancağından (vilâyetinden) birinin merkezi oldu. Cumhuriyet devrinde bütün sancaklara (mutasarrıflıklara) “vilayet-il” denilince Kayseri vilâyet oldu ve “Kaysarîye” ismi (Kayseri)ye çevrildi.

Etli mantı, kızartmalı içli köfte, Develi cıvıklısı gibi birçok mahalli yemekleri yanı sıra, Kayseri’nin pastırma ve sucuğu da dünyaca meşhurdur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Kayseri için “Melûkat ve îmâlât-ı has beyaz ekmeği, lavaşa yufkası, katmerli böreği, matbah baharlı böreği, lâhm-ı kadit namı ile şöhret bulan kimyonlu sığır pastırması ve miskli et sucuğu hiçbir yerde yoktur. Kayseri pastırmasının 20 çeşidi vardır: Sırttan yapılan Kuşgömü, Sağrıdan çıkarılan Dilme, Şekerpâre, Eğrice, omuz kısmından yapılan Mehle ve sırttan yapılan Arka Sırt en meşhurlarıdır.

Kayseri’den meşhur ve çok sayıda ziyaret yerleri vardır. Seyyid Burhanettin Tirmizi Hazretleri; Mevlâna Celaleddin’i Rumi Hazretlerinin Hocasıdır. 1235-1244 yılları arasında Kayseri’de yaşamıştır. 1895 yılında Ankara Valisi Abidin Paşa güzel bir türbe inşa ettirmiştir. Gördüğü bir rüya üzerine Konya’ya Mevlâna Hazretlerine ders vermeye gitmiş, bir yıl sonra Kayseri’ye dönmüştür. Ardından Mevlâna hazretleri gelerek, burada dokuz yıl ders almaya devam etmiştir. Seyyid Burhanettin Hazretlerinin çilehanesi, kabristanın yanından geçen yolun karşısındadır.
Rüyasında Peygamber efendimizin elinden su içen; daha sonra o tadı bulamadığı için Su içmez Efendi Hazretleri olarak anılan; aynı zamanda Seyyid Fehim-i Arvasi Hazretlerinin talebesi olan zat da Seyyid Burhanettin Hazretleriyle aynı kabristandadır.
İbrahim Tennuri Hazretleri; Fatih Sultan Mehmet ile birlikte Akşemseddin Hazretlerinin talebesidir. Aynı zamanda da tabiptir. 1482 yılında vefat etmiş, II. Bayezid de ona bir türbe yaptırmıştır, türbesi dış kale içindedir.
Rufai Tarikatı’nın ileri gelenlerinden Zeynel Abidin Hazretleri ise, meydandadır. 15. yüzyılda bugünkü türbenin bulunduğu çevreye tekke, cami ve çeşme yaptırdığı bilinmektedir. Kayseri’de İmam Sultan adı ile anılan Zeynel Abidin Hazretleri, 1414 yılında Kayseri’de vefat etmiş ve mezarı üzerine II. Abdülhamit Han zamanında, 1886 yılında mevcut türbe inşa ettirilmiştir.
Seyyid Tâceddîn Veli Hazretleri; büyük velilerden. Tâceddîn Veli Hazretleri (İbrâhim Halvetî) bir gece rüyasında ceddi hazret-i Ali'yi gördü. Hazret-i Ali efendimiz kendisine tebessüm edip, başına bir taç koydular ve "Ey oğlum! Sen Halvetî büyüğü bir zât ile terbiye olunursun." buyurdular. 1455 (H.860) tarihinde Kayseri'de vefat etti. Kayseri'de kendi adı ile anılan Tâceddîn Mahallesi Etiler Okulu avlusundaki türbede yatmaktadır.
Harputlu Hacı Ömer Efendi; büyük alim ve veli, bir miraç gecesi vefat edeceğini işaret edip, üç yıl sonra aynı gün vefat etmiştir. Kabri Hunat Hatun Camii bahçesindedir.
Abdülhalidhan Müceddidi, kardeşi; Abdulazizhan ve Mehmed Dursun efendiler İmamı Rabbani Hazretlerinin torunlarındandır. Bu zatlar 1965 yılında Doğu Türkistan’dan gelmişlerdir. Kabirleri asri mezarlıkta; 2 ila 3. Kapılar arasında yola yakın yerdedir.
Kayseri’de; Mimar Sinan başta olmak üzere büyük Türk mimarları ve halk şairleri yetişmiştir. Âşık Kerem ve Seyrânî en meşhurlarıdır.

Kayseri’nin on altı ilçesi vardır. Kocasinan, Melikgazi il merkezini meydana getirir. Selçuklu eserleri Konya’dan sonra en çok Kayseri’dedir. Önemlilerinden bazılarını sayacak olursak: Kayseri Kalesi: Beşinci asırda Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmış, Birinci Alâeddîn Keykubâd zamanında tamir edilmiştir. Güzel bir restorasyondan sonra iç kale, müze olarak ziyaret edilmektedir.

İbadethane ve camiler açısından Kayseri çok zengin gözükmektedir.
Ulu Câmi: On ikinci asır Selçuklu eserlerindendir. 1135’te yapılan eser 1,5 m toprağa gömülüdür. Melih Mehmed Gâzi tarafından yaptırılmıştır. Yanında türbe ve medrese vardır. En eski Türk eserlerinden ve Anadolu’daki ilk Türk câmilerinden olup, minaresi Türkiye’nin en uzun minarelerindendir.
Hunad Hâtun Külliyesi: Anadolu Selçukluları devrinde yapılan ilk külliyelerdendir. 1238’de Alaaddin Keykubad’ın eşi Mahperi Hunad Hâtun tarafından yaptırılmıştır. Külliye, câmi, medrese, türbe ve hamamdan meydana gelmiştir. Minâresi ve büyük kubbe de İkinci Abdülhamîd Han zamanında yaptırılmıştır. Külliye, taş işçiliği şâheseridir. Hunat Hatun’un kabri başında yazan methiyede şu ifadeler yer alır; “Bu kabir, dünya ve dinin koruyucusu merhum Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi, namuslu, şehide, takva sahibi, ibadet ehli, dindar, dünyada kadınların sultanı, iffetli, çağının Meryem’i (Hz. Meryem), zamanının Hatice’si (Peygamber Efendimizin hanımefendisi), binlerce mal sadaka veren, din ve dünyanın yüz akı, hanımefendi Mahperi Hatun’undur.”
Kölük Câmii ve Medresesi: 1205 senesinde Selçuklu kumandanlarından Mazaffereddîn Mahmûd’un kızı Atsız Elti Hâtun yaptırmıştır. 1335’te depremden zarar gören yapıyı Kölük Şemseddîn tamir ettirdiği için onun ismi ile anılmaktadır. Câminin mihrabı ve çinileri çok meşhurdur. Medrese iki katlıdır.
Hacı Kılıç Câmii ve Medresesi: Selçuklu vezirlerinden Ebû Kâsım Ali Tûsî 1242-1249 arasında yaptırmıştır. Câmi ve medresenin giriş kapıları nefis taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Câmi dışardan kale gibi gözükür. Sarı ve siyah taştan yapılmıştır.
Kurşunlu Câmi: 1585’te yapılmıştır. Asıl ismi Hacı Ahmed Paşa Câmiidir. Mîmar Sinan’ın eserleri arasında yer almaktadır. Hacı Ahmed Paşa, kaptân-ı deryâ idi. Kubbesi kurşundan olduğu için bu isim verilmiştir. Câmi külliyesinde kervansaray aşhâne, paşa odaları, medrese odaları ve şadırvan vardır.
Fâtih Sultan Mehmed Câmii: 1478’de Fâtih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Kale içinde olduğundan Kale Câmii olarak da bilinir.
Lalapaşa Câmii: Muslihiddîn Paşa tarafından 1308’de yaptırılmıştır. Lâle Câmii de denir. Minberi eşi bulunmaz bir şâheserdir. Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın hediye ettiği muhafazada sakal-ı şerîf bulunmaktadır.
Asri mezarlıkta, bir orgeneralin yaptırdığı tek cami olan Hulusi Akar Camii’inde, Cumhurbaşkanı tarafından hediye edilen Karahisari’nin hattıyla yazılmış tıpkı basım nefis bir Kuran-ı Kerim sergilenmektedir.

Kayseri’de bugün üç üniversite olmasına rağmen, Selçuklular zamanından beri Anadolu’nun önemli bir kültür ve eğitim merkezi olmuştur. Dünyada ilk tıp fakültesi 1206 senesinde “Şifâiye Medresesi” olarak kurulmuştur. Çifte Medrese (Şifaiye Gıyâsiye Medresesi): Biri medrese biri hastane olmak üzere, bitişik iki yapıdan meydana gelmiştir. Dünyada ilk tıp fakültesidir. 1205’te Selçuklu Sultanı Gıyâseddîn Keyhüsrev kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan adına vasiyeti üzerine vakıf olarak yaptırmıştır. Kapısı ince işlemeleri ile Selçuklu taş işçiliğinin ilginç örneklerindendir. Hastane kısmının duvarına bitişik Gevher Nesibe Sultan Türbesi vardır. Gevheroğlu Nesibe Tıp Fak. Halen Selçuklu eserleri müzesi olarak hizmet vermektedir. Burada yer alan sekiz köşeli Selçuklu yıldızının her köşesinin özel bir anlamı vardır. Bunlar; Merhamet, Rab’be Şükür, Cömertlik, Sadakat, Sır Tutma, Doğruluk, Sabır ve Şefkat manalarını içermektedir.
Sâhibiye Medresesi: 1267’de Selçuklu vezirlerinden Sâhip Ata yaptırmıştır. Kapısını çevreleyen geometrik işlemeler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir.
Ulu camii yanında; on sekizinci asrın sonlarında Reîsülküttâb Râşit Efendi bir kütüphâne yaptırmıştır. Raşit Efendi Kütüphanesi, Osmanlı devrinden kalma 2.600’den fazla çok değerli el yazma eserleri, 6.000’den fazla da basılı kitaplarıyla müze ve kütüphane olarak halen hizmet vermektedir. Şeyh Hamdullah hattıyla yazılmış tıpkı basım Kur’an-ı Kerim isteyen ziyaretçilere gösterilmektedir.
Köşk Medrese: 1341’de Alâeddîn Eratna tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştandır. Avlunun ortasında bir türbe vardır. Türbede Alâeddîn Eratna ve hanımı gömülüdür.
Hâtuniye Medresesi: 1432’de Dulkadiroğullarından Nâsıreddîn Mehmed bin Halil tarafından yaptırılmıştır. Kapısının yanında sivri kemerli iki güzel çeşme vardır.

Neticede Kayseri; Selçuklu kokan geçmişi, geniş yolları, başı karlı Erciyes Dağı, ticareti, ünlü pastırması ve güzel insanlarıyla gezmeye ve hatırlanmaya değer bir yerdir.


Mustafa Salih Yazıcı ile iletişim kurmak için e-mail adresi: msyazici@hotmail.com
Yazarın Diğer Yazıları
Av. Bahaddin Danış'ın Ardından...
İşsizlik Süreci İçin Tavsiyeler,
Elazığ’ın Manevi Mimarlarından…
Kıbrıs’ın Manevi Mimarları
İş Aramak da Bir İştir
Özgeçmiş Yazmak Ciddi Bir İştir
Kendini Bilmek ve İş Seçimi Üzerine,
Mustafa Salih Yazıcı Kimdir?
<<  1 >> 
İktibas Yazarlar

İnsan Kaynakları
Şirket Kültürü
Kişisel Gelişim
Liderlik
İş Yönetimi
En Çok Okunanlar
En Çok Yorumlananlar
Künye | Bize Ulaşın | Gizlilik İlkeleri
Copyright ©2012 yonetimhaber.com | | info@yonetimhaber.com
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz © 2011-2012, Tüm Hakları Saklıdır.